haber1x
Cumartesi, 4 Temmuz 2026
⌕ Ara Abone Ol
⚡ Günün Özeti Gündem Dünya Ekonomi Spor Teknoloji Kültür-Sanat Sağlık
Son Dakika
SGK'nın 18 Yaş Altı Çalışma İptali Uygulaması Gündemde·Gazze Savaşı'nın 1000. Gününde İsrail'e Liderlik Eleştirisi·Şafak Mert'ten Mavi Vatan'da Açık Deniz Platformları Yazısı·Tiyatro Seyircisi Arttı: Özel Tiyatrolar 'Yasa' Talebinde Israrlı·Yükseköğretimde Kapsamlı Değişiklik Paketi TBMM'de· SGK'nın 18 Yaş Altı Çalışma İptali Uygulaması Gündemde·Gazze Savaşı'nın 1000. Gününde İsrail'e Liderlik Eleştirisi·Şafak Mert'ten Mavi Vatan'da Açık Deniz Platformları Yazısı·Tiyatro Seyircisi Arttı: Özel Tiyatrolar 'Yasa' Talebinde Israrlı·Yükseköğretimde Kapsamlı Değişiklik Paketi TBMM'de·
Ana Sayfa / Dünya
Dünya

ABD-İran Müzakereleri Çıkmaza Girdi: Anlaşma Ufukta Yok

Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki nükleer müzakereler, kalıcı bir barış anlaşmasına varılamaması nedeniyle çıkmaza girdi. Taraflar, nükleer program gibi kritik başlıklar yerine, Hürmüz Boğazı'nın kontrolü ve dondurulan İran varlıkları gibi eski konuları yeniden tartışıyor. Wall Street Journal analizine göre, görüşmelerde somut bir ilerleme kaydedilemiyor.

⚡ 30 saniyede
  • ABD ve İran arasındaki nükleer müzakereler, karmaşık konuların çözülememesi nedeniyle çıkmaza girmiş durumda.
  • Wall Street Journal analizine göre, taraflar nükleer program yerine Hürmüz Boğazı ve dondurulmuş varlıklar gibi eski konuları yeniden tartışıyor.
  • ABD'nin petrol yaptırımlarını hafifletmesiyle İran'ın iki ayda 10 milyar dolar gelir elde ettiği ve mevcut durumun Tahran'ın lehine olduğu belirtiliyor.
Kaynak: Independent Türkçe · 03.07.2026 16:13
⏱ 2 dk okuma
ABD-İran Müzakereleri Çıkmaza Girdi: Anlaşma Ufukta Yok
Temsili görsel — yapay zekâ ile üretilmiştir
💡 Neden önemli?

Bu durum, Ortadoğu'daki bölgesel gerilimleri artırma ve İran'ın nükleer programının geleceği hakkında belirsizlik yaratma potansiyeli taşıyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında devam eden müzakereler, iki ülke arasındaki mutabakat zaptını kalıcı bir barış anlaşmasına dönüştürme hedefinden uzaklaşarak adeta bir çıkmaza sürükleniyor. Taraflar, İran'ın nükleer programı gibi daha karmaşık ve temel konuları 60 gün içinde sonuçlandırmayı amaçlasa da, Wall Street Journal'ın analizine göre henüz elle tutulur bir ilerleme sağlanamadı.

Görüşmelerde, nükleer programın ötesinde, Hürmüz Boğazı'nın kontrolü, İsrail'in Lübnan'daki operasyonları ve ABD yaptırımları nedeniyle dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılması gibi, aslında mutabakat öncesinde çözülmesi beklenen konuların yeniden gündeme geldiği belirtiliyor. Bu durum, müzakere sürecinin derinleşmek yerine eski tartışmalara geri döndüğünü gösteriyor.

ABD Başkanı Donald Trump, göreve savaşları durdurma vaadiyle gelmesine rağmen, 28 Şubat'ta İsrail ile birlikte İran'a yönelik saldırıları başlatmıştı. Wall Street Journal analizi, Cumhuriyetçi liderin Tahran'ın "oyalama taktikleri" nedeniyle köşeye sıkıştığını öne sürüyor. Mevcut durumda, ABD'nin İran'a yeni yaptırımlar uygulamayacağı, nükleer müzakerelerin askıya alınacağı ve Tahran'ın petrol yaptırımlarındaki gevşemeden faydalanmaya devam edeceği ifade ediliyor. ABD Hazine Bakanlığı, Trump'ın talimatıyla İran'a yönelik petrol yaptırımlarını hafifletmişti.

Bu hafifletme sayesinde Tahran yönetiminin iki ayda yaklaşık 10 milyar dolar gelir elde edebileceği tahmin ediliyor. Alman Uluslararası Politika ve Güvenlik Politikaları Enstitüsü'nden Hamidreza Azizi, Tahran'ın uzun vadede ekonomik izolasyonunu sonlandırmak için Washington ile anlaşma yapmak isteyeceğini belirtiyor. Ancak Azizi, sürecin bu şekilde askıda kalmasının, özellikle uranyum zenginleştirme konusunda taviz vermeye zorlanmayacağı için İran'ın avantajına olduğunu da ekliyor.

Son toplantı 30 Haziran'da Katar'ın başkenti Doha'da gerçekleştirilmişti. ABD Başkanı Trump, "Amerikan heyeti çok iyi toplantılar gerçekleştirdi, önümüzdeki süreçte neler olacağını göreceğiz" açıklamasını yapmıştı. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise Doha'daki görüşmelerde özellikle İsrail'in Lübnan'daki faaliyetleri ve ABD tarafından dondurulan varlıkların serbest bırakılması konularının ele alındığını ifade etti. Katar Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Macid el-Ensari, bir sonraki görüşmenin belirli bir cenaze töreninin ardından düzenlenmesinin planlandığını bildirdi.

#ABD#Donald Trump#Hamidreza Azizi#Hürmüz Boğazı#İran#Wall Street Journal
Ne hissettiniz?
Bu haber yapay zekâ ile yeniden yazılmıştır · 03.07.2026 16:13 · Kaynak: Independent Türkçe — https://www.indyturk.com/node/779383/d%C3%BCnya/abd-i%CC%87ran-m%C3%BCzakereleri-%C3%A7%C4%B1kmaza-s%C3%BCr%C3%BCkleniyor
İlgili Haberler
Trump'tan Şaşırtıcı İddia: İran, Hürmüz Gerilimi Sonrası Doha'da Görüşmeyi Kabul Etti Dünya

Trump'tan Şaşırtıcı İddia: İran, Hürmüz Gerilimi Sonrası Doha'da Görüşmeyi Kabul Etti

Eski ABD Başkanı Donald Trump, ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı'nda yaşanan karşılıklı ateş açma olaylarının ardından Tahran'ın Doha'da barış görüşmeleri yapmayı kabul ettiğini öne sürdü. Bu gelişme, kritik su yolunda ateşkesin bozulma riskinin ortaya çıktığı bir döneme denk geliyor.

ABD-İran Gerilimi Tırmanıyor: Kırılgan Barış Anlaşması Tehlikede Dünya

ABD-İran Gerilimi Tırmanıyor: Kırılgan Barış Anlaşması Tehlikede

ABD ile İran arasındaki gerilim, karşılıklı saldırılarla yeni bir boyut kazandı. Bu durum, iki ülke arasındaki hassas geçici barış anlaşmasını ciddi şekilde tehdit ederken, ABD Başkanı Donald Trump'tan sert tehditler geldi ve İran müzakereleri durdurma sinyali verdi.

Trump: İran Taleplerimizin Neredeyse Tamamını Kabul Etti Dünya

Trump: İran Taleplerimizin Neredeyse Tamamını Kabul Etti

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen görüşmelere dair dikkat çekici bir açıklama yaptı. Trump, İran tarafının ABD'nin taleplerinin neredeyse tamamını kabul ettiğini öne sürdü.

Ortadoğu'da Yeni Odak: İran'ın Nükleer Programı Yerine Hürmüz Dünya

Ortadoğu'da Yeni Odak: İran'ın Nükleer Programı Yerine Hürmüz

Uluslararası Politika Profesörü Scott Lucas'a göre, Ortadoğu'daki temel odak noktası İran'ın nükleer programından Hürmüz Boğazı'na kaydı. Lucas, mevcut ateşkesin barışa giden bir yol olmadığını, aksine karşılıklı kısıtlama ve çözülmemiş hedeflerle sürdürülen istikrarsız bir denge olduğunu belirtiyor.