haber1x
Perşembe, 9 Temmuz 2026
⌕ Ara Abone Ol
⚡ Günün Özeti Gündem Dünya Ekonomi Spor Teknoloji Kültür-Sanat Sağlık
Son Dakika
İsveç'te Tarihi Savaş Gemisi Teknolojiyle Korunuyor·CHP Kadıköy Eski İlçe Başkanlarından Özgür Özel'e Destek·Adolescence Dizisinin 2. Sezon Akıbeti Merak Ediliyor·11 Yaşındaki Kalp Hastası Çocuk Yaşam Mücadelesini Kaybetti·Diyarbakır Geri Dönüşüm Fabrikasında Yangın Çıktı· İsveç'te Tarihi Savaş Gemisi Teknolojiyle Korunuyor·CHP Kadıköy Eski İlçe Başkanlarından Özgür Özel'e Destek·Adolescence Dizisinin 2. Sezon Akıbeti Merak Ediliyor·11 Yaşındaki Kalp Hastası Çocuk Yaşam Mücadelesini Kaybetti·Diyarbakır Geri Dönüşüm Fabrikasında Yangın Çıktı·
Ana Sayfa / Sağlık
Sağlık

COVID Sonrası Uyku Apnesi ve Kalp Sağlığı Riski

Yeni bir araştırma, COVID-19 geçiren kişilerde yıllar sonra obstrüktif uyku apnesi riskinin artabileceğini gösteriyor. Bu durum, kalp yetmezliği ve pulmoner hipertansiyon gibi ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor.

⚡ 30 saniyede
  • COVID-19 geçiren kişilerde yıllar sonra obstrüktif uyku apnesi gelişme riski artıyor.
  • COVID sonrası uyku apnesi gelişen hastalarda kalp yetmezliği riski daha yüksek.
  • Bu hastaların ayrıca pulmoner hipertansiyon geliştirme olasılığı da artış gösteriyor.
Kaynak: Hürriyet · 09.07.2026 00:45
⏱ 2 dk okuma
💡 Neden önemli?

Bu haber, COVID-19'un uzun vadeli sağlık etkileri ve potansiyel kalp-solunum sistemi komplikasyonları hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.

Yeni bir bilimsel araştırma, COVID-19 enfeksiyonu geçiren bireylerin, hastalığı atlattıktan yıllar sonra dahi obstrüktif uyku apnesi geliştirme riskinin artabileceğini ortaya koydu. Bu bulgu, pandeminin uzun vadeli sağlık etkilerine dair yeni bir boyut ekliyor ve hastalığın potansiyel komplikasyonlarının genişliğini gözler önüne seriyor.

Çalışmanın detaylarına göre, COVID-19 sonrası obstrüktif uyku apnesi teşhisi konulan hastaların, kalp yetmezliği ve pulmoner hipertansiyon gibi ciddi kardiyopulmoner rahatsızlıkları geliştirme olasılığının da belirgin şekilde daha yüksek olduğu gözlemlendi. Bu durum, virüsün sadece solunum yollarını değil, aynı zamanda dolaşım ve kalp sağlığını da uzun vadede etkileyebileceğine işaret ediyor.

Obstrüktif uyku apnesi, uyku sırasında tekrarlayan nefes durmalarıyla karakterize edilen ve vücudun oksijen seviyesini düşüren kronik bir durumdur. Bu durumun COVID-19 ile ilişkilendirilmesi, hastalığın iyileşme sürecinde dahi dikkatli olunması gerektiğini gösteriyor. Özellikle uyku sırasında nefes darlığı, horlama veya gün içinde aşırı yorgunluk gibi belirtiler gösteren kişilerin tıbbi değerlendirmeden geçmesi önem taşıyor.

Araştırmacılar, COVID-19'un vücutta yarattığı inflamatuar yanıtın veya virüsün doğrudan damar endoteline verdiği hasarın bu tür uzun vadeli komplikasyonlara yol açabileceğini düşünüyor. Kalp yetmezliği ve pulmoner hipertansiyon gibi rahatsızlıklar, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen ve tedavi edilmediği takdirde hayati risk taşıyan durumlardır.

Bu yeni veriler, COVID-19 sonrası sağlık takibinin sadece akut dönemle sınırlı kalmaması gerektiğini, aynı zamanda uzun vadeli potansiyel risklerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor. Halk sağlığı uzmanları, COVID-19 geçirmiş bireylerin uyku düzenleri ve kardiyovasküler sağlıkları konusunda bilinçli olmalarını ve olası semptomlarda sağlık kuruluşlarına başvurmalarını tavsiye ediyor. Gelecekteki araştırmaların, bu bağlantının altında yatan mekanizmaları daha net bir şekilde ortaya koyması bekleniyor.

#COVID-19#Kalp Yetmezliği#Obstrüktif Uyku Apnesi#Pulmoner Hipertansiyon
Ne hissettiniz?
Bu haber yapay zekâ ile yeniden yazılmıştır · 09.07.2026 00:45 · Kaynak: Hürriyet — https://www.hurriyet.com.tr/aile/galeri-covid-sonrasi-yeni-risk-gundemde-nefes-darligiyla-baslayan-tehlike-kalbi-yorabiliyor-43224041
İlgili Haberler
GLP-1 Agonisti İlaçlar Madde Bağımlılığı Tedavisinde Yeni Bir Umut Olabilir Sağlık

GLP-1 Agonisti İlaçlar Madde Bağımlılığı Tedavisinde Yeni Bir Umut Olabilir

GLP-1 agonisti ilaçlar, Mounjaro ve Ozempic gibi markalarla, sürekli yeni kullanım alanlarıyla gündeme geliyor. Son araştırmalar, bu ilaçların madde bağımlılığı tedavisinde de potansiyel taşıdığını gösteriyor. Bu durum, mevcut ilaçların farklı amaçlarla yeniden değerlendirilmesi tekniğinin bir örneği olarak öne çıkıyor.