29 Şubat 1972 Madrid doğumlu Pedro Sánchez Pérez-Castejón, 2018 yılından bu yana İspanya Başbakanı olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda Temmuz 2017'den itibaren İspanyol Sosyalist İşçi Partisi'nin (PSOE) genel sekreterliğini yürüten Sánchez, 2022'den bu yana Sosyalist Enternasyonal'in 9. başkanı unvanını da taşımaktadır. Siyasi kariyerine 2004'te Madrid'de belediye meclis üyesi olarak başlayan Sánchez, 2009'da Temsilciler Kongresi'ne seçilmiştir.
2014 yılında PSOE Genel Sekreteri seçilerek ana muhalefet lideri olan Sánchez, partisini 2015 ve 2016'daki sonuçsuz genel seçimlere taşımıştır. İkinci seçimin ardından parti yönetimiyle yaşadığı anlaşmazlıklar nedeniyle genel sekreterlik görevinden istifa etse de, sekiz ay sonra yapılan liderlik seçiminde rakiplerini geride bırakarak yeniden bu göreve gelmiştir.
1 Haziran 2018'de PSOE'nin sağcı Başbakan Mariano Rajoy hakkında verdiği gensoru önergesinin Unidas Podemos ile çeşitli bölgeselci ve milliyetçi partilerin desteğiyle kabul edilmesi üzerine Sánchez, ertesi gün başbakan olarak atanmıştır. Modern İspanya tarihinde ilk kez, yemin töreni sırasında herhangi bir dinî simge kullanılmaması, onun ateist kimliğinin bir yansıması olarak kayıtlara geçmiştir. Nisan 2019 genel seçimlerinde partisinin 2008'den bu yana ilk ulusal zaferini elde etmesini sağlamış, ancak meclis çoğunluğunu sağlayamamıştır. Kasım 2019'da yenilenen seçimlerde yine en fazla oyu alarak Unidas Podemos ile ülkenin demokrasiye dönüşünden bu yana kurulan ilk ulusal koalisyon hükûmetini oluşturmuştur. Mayıs 2023'teki bölgesel seçimlerde partisinin kayıplar yaşamasının ardından erken genel seçim kararı almış, bu seçimlerde partisi tüm sandalyelerini koruyarak ikinci sırada yer alsa da, yeni bir koalisyon hükûmeti kurmayı başarmış ve 17 Kasım 2023'te üçüncü kez başbakan olarak görevine atanmıştır.
Sánchez'in siyasi çizgisi, sosyal demokrasi, ilerici vergi politikaları ve Avrupa Birliği yanlısı tutumla tanımlanmaktadır. Başbakanlığı süresince asgari ücret artışları, sosyal harcamaların genişletilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarına öncelik vermiştir. Dış politikada ise çok taraflı ve ahlak eksenli bir diplomasiyi vurgulamıştır. 2024 yılında Sánchez hükûmeti döneminde İspanya, Filistin devletini resmen tanımış, Avrupa Birliği içinde Filistin halkına en güçlü desteği veren ve İsrail'in politikalarını en açık şekilde eleştiren siyasetçilerden biri olarak öne çıkmıştır. Gazze Savaşı sırasında ateşkes çağrısında bulunmuş ve Gazze'deki durumu “soykırım” olarak kınamıştır. Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasını eleştirerek hukukun üstünlüğünün korunması gerektiğini belirtmiştir.
Sánchez, savaşları “yasa dışı”, “büyük hata” ve “insanlık onuruna yönelik bir başarısızlık” olarak tanımlamaktadır. Küresel çatışmalarda sivillerin hedef alınmasını, uluslararası hukukun hiçe sayılmasını ve savaşın yıkıcı insani bedelini en sert şekilde eleştiren Avrupalı liderlerin başında gelmektedir. Ukrayna'daki çatışmalarda uluslararası hukukun ihlal edildiğini, Filistin ve Gazze'deki durumun ise insan hakları ihlali ve “soykırım” anlamına geldiğini vurgulamıştır. 2026'da gerçekleşebileceği belirtilen bir İran Savaşı'nda diğer Avrupa liderlerinden farklı olarak operasyonlara karşı olduğunu ifade ederek ABD ve İsrail'in karşısında yer almıştır. Başbakan, ateşkesle ilgili değerlendirmelerinde, İran'a yönelik bir çatışmanın bilançosunu çıkararak, çoğu sivil 7 bin 400'den fazla ölüm, yüzlerce evin, okulun ve hastanenin yıkılması gibi ağır insani ve ekonomik kayıplara dikkat çekmiştir. İspanya'da yapılan anketler, her üç İspanyoldan ikisinin savaşa karşı çıktığını göstererek, hükûmetin bu konudaki duruşunun halk tarafından desteklendiğini ortaya koymaktadır.