Kanadalı avukat Charles Vance Millar, 1926 yılında kaleme aldığı vasiyetle ölümünden sonra ülkesinin tarihine damga vurdu. Millar'ın sıra dışı vasiyeti, içeriği itibarıyla hem hukuk dünyasında hem de kamuoyunda büyük yankı uyandırdı ve yıllar süren hukuki tartışmalara neden oldu.
Vasiyetin en dikkat çekici maddesi, Toronto'da yaşayan ve ölümünden sonraki on yıl içinde en çok çocuk sahibi olan aileye büyük bir miras bırakılmasını şart koşmasıydı. Bu durum, halk arasında "Büyük Leylek Derbisi" olarak anılan ilginç bir yarışmanın fitilini ateşledi. Millar'ın bu şartı, o dönemde Kanada'da nüfus artışını teşvik etme veya belki de toplumsal normlara meydan okuma gibi farklı yorumlara yol açtı.
Millar'ın 1926'daki vefatının ardından vasiyetin uygulanması süreci başladı. Ancak vasiyetin alışılmadık koşulları, mirasçı adayları arasında ve hukuk çevrelerinde ciddi tartışmaları beraberinde getirdi. Mahkemeler, vasiyetin geçerliliği ve uygulanma şekli konusunda uzun süre karar vermekte zorlandı. Bu süreç, Kanada'nın dört bir yanından insanların ilgisini çekerek ulusal bir gündem maddesi haline geldi.
On yıl süren bu "derbi" boyunca, birçok aile daha fazla çocuk sahibi olmak için çaba gösterdi. Yarışmanın sonunda, vasiyetin şartlarını yerine getiren ve en çok çocuğa sahip olan aileler belirlendi. Mahkeme kararıyla, Millar'ın milyonluk serveti bu aileler arasında paylaştırıldı.
Charles Vance Millar'ın bu vasiyeti, sadece bir miras davası olmaktan öteye geçerek, Kanada'nın sosyal ve hukuki tarihinde önemli bir yer edindi. Vasiyetin ardındaki motivasyonlar hala tartışılsa da, "Büyük Leylek Derbisi" adıyla bilinen bu olay, sıra dışı bir kişiliğin toplumsal normlara meydan okuyuşunun ve hukukun sınırlarını zorlayışının bir örneği olarak hatırlanmaktadır.