Deprem sonrasında yıkılan veya hasar gören binaların hukuki sürecinde delil toplanması ve analiz edilmesi hayati önem taşıyor. Yanlış veya eksik delil toplama, binaların yıkılma nedenlerine dair tartışmaları beraberinde getirerek, sorumluların ceza almadan tahliye olmasına yol açabiliyor.
İzmir Ekonomi Üniversitesi’ndeki laboratuvarda, NTV ekibinin de izlediği çalışmalarda, binalardan alınan karot örneklerine dört noktadan basınç uygulanarak taşıma kapasitesi, çatlama yükü ve eğilim değerleri ölçülüyor. Ardından demir testleriyle malzemenin dayanıklılığı belirlenerek beton kalitesi tespit ediliyor.
Laboratuvar sorumlusu Prof. Dr. Gökhan Kılıç, yapılan incelemelerin sahtekarlıkların ortaya çıkarılmasında kritik rol oynadığını vurguladı. Kılıç, projeye uygun olmayan beton kullanımının (örneğin C35 beton yerine düşük kaliteli malzeme) mahkemelerde delil olarak sunulabildiğini ifade etti.
Kılıç, malzeme kusurlarının yanı sıra zemin etkileşiminin yeterince incelenmemesinin de yıkımların başlıca nedenleri arasında olduğunu belirtti. 2020’de Samos Adası’ndaki depremin İzmir’in Bayraklı ilçesinde dokuz binanın anında yıkılmasına zemin sorunlarının neden olduğunu hatırlattı.
Türkiye’de 435 bin müteahhidin 300 bininin aktif olduğunu kaydeden Kılıç, sektördeki aşırı rekabetin maliyetleri düşürmek adına kaliteden ödün verilmesine yol açtığını ve bu durumun depremlerde yıkım riskini artırdığını söyledi.