Kentsel dönüşüm projelerinin hızla devam ettiği bölgelerde, vatandaşların günlük yaşamda karşılaştığı zorluklar artıyor. Özellikle bir mahallede yaşananlar, bu sürecin planlama ve uygulama aşamalarındaki eksiklikleri gözler önüne seriyor ve şehir yaşamının temel ihtiyaçlarına dikkat çekiyor.
Mahalle sakinleri, evlerine ulaşmakta büyük güçlükler yaşadıklarını belirtiyor. İnşaat alanlarından kaynaklanan malzemelerin yolları ve kaldırımları kapatması, hem yayaların hem de özellikle engelli bireylerin hareket özgürlüğünü kısıtlıyor. Bu durum, günlük rutinleri aksatırken, güvenlik endişelerini de beraberinde getiriyor ve yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor.
Yaşanan en çarpıcı olaylardan biri ise, tekerlekli sandalye kullanan bir mahalle sakininin toplu taşıma aracına alınmaması oldu. Refakatçisi olmadığı gerekçesiyle otobüse binmesine izin verilmeyen bu bireyin durumu, şehirdeki engelli erişim standartlarının ne denli yetersiz olduğunu ortaya koydu. Bu tür olaylar, engelli bireylerin toplumsal hayata katılımını engelleyen ciddi bariyerler oluşturuyor.
Mahalle sakinleri, kendilerinin sadece "hastalanınca evden çıkan insanlar" olmadıklarını, günlük yaşamlarını sürdürmek, işlerine gitmek, sosyal aktivitelere katılmak istediklerini vurguluyor. Kentsel dönüşümün sadece binaların yenilenmesi anlamına gelmediğini, aynı zamanda insan odaklı bir planlama gerektirdiğini belirtiyorlar.
Bu tür şikayetler, kentsel dönüşüm projelerinin sadece fiziksel altyapıyı değil, aynı zamanda sosyal altyapıyı ve erişilebilirlik standartlarını da göz önünde bulundurması gerektiğini gösteriyor. Şehir planlamacılarının ve yerel yönetimlerin, inşaat süreçlerinde vatandaşların günlük yaşamlarını aksatmayacak önlemler alması ve engelli erişimine yönelik kalıcı çözümler üretmesi büyük önem taşıyor.