Ünlü komedyen Deniz Göktaş, Harbiye'de sahnelediği "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında açılan soruşturma kapsamında yurt dışından Türkiye'ye döndüğü sırada havalimanında gözaltına alındı. Göktaş'ın gözaltına alınması, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, özellikle mizahının sınırları ve toplumsal hassasiyetler üzerine tartışmaları beraberinde getirdi.
Göktaş, çocukluğunun ve gençliğinin önemli bir kısmını Ankara'nın Mamak ilçesinde geçirmiş, ODTÜ Psikoloji Bölümü mezunu bir isim olarak biliniyor. Mamak, Ankara'nın 12 Eylül öncesi dönemde siyasi çatışmalarla ve "Kurtarılmış Bölgeler" olarak anılan semtleriyle hafızalara kazınmış, ancak günümüzde kentsel dönüşümle çehresi değişmiş bir ilçe. Yazar, Mamak'ın sağcısıyla solcusuyla barışık, değerlere saygılı bir yapısı olduğunu vurgulayarak, Göktaş'ın mizahının da bu köklerden beslendiğini belirtiyor.
Deniz Göktaş'ın mizah anlayışı, insanları güldürürken aynı zamanda düşündürmeyi hedefliyor. Yazar, Göktaş'ın Cumhurbaşkanına hakaret etmeyeceğini, dini değerler konusunda halkın hassasiyetini bilecek kadar zeki ve saygılı olduğunu ifade ediyor. Onun, "Direne direne kazanacağız" diyen muhalif solcu gençlere yakın duruşuyla birlikte, Mamak'ın genel değerlerine bağlılığını koruduğu belirtiliyor.
Bazı çevreler Göktaş'ın sözlerini cımbızla çekerek onu hakaret ve saygısızlık kaynağı olarak göstermeye çalışsa da, yazar bu iddiaları reddediyor. Göktaş'ın mizahının sövmeyen, düşmanlaştırmayan, ötekileştirmeyen ve küçümsemeyen bir yapıda olduğunu, hemen her kesime yönelik ince espriler yaptığını dile getiriyor. Özellikle İmamoğlu'nun diploması ve eğitim durumuna yaptığı göndermelerin çarpıcı örnekler arasında olduğu belirtiliyor.
Yazar, dini değerler konusundaki hassasiyetlerine rağmen Göktaş'ın gösterisindeki ilgili bölümlerden rahatsızlık duymadığını belirtiyor. Hatta ateist olduğunu söyleyen kişilerden duyduğu çok daha ağır esprilerle kıyaslandığında, Göktaş'ın sözlerinin "çok naif" kaldığını ifade ediyor. Göktaş'ın, herkesin konuştuğu, yorumladığı ve güldüğü konuları kendi özgün tarzıyla ele aldığına dikkat çekiliyor.
Toplumun zaten gergin bir dönemden geçtiğini ve insanların gülmeye ihtiyacı olduğunu vurgulayan yazar, Deniz Göktaş'ın serbest bırakılmasının toplumu mutlu edeceğini savunuyor. Göktaş'ın içeride kalmasının ise, zaten gergin olan toplumu daha da gereceği ve bazı kesimlere "üzerinde tepinecekleri malzeme" vereceği uyarısında bulunuyor. Mamaklı gençlerin kimseye zararı olmadığını, Deniz'in ise insanları güldürmekten başka bir zararının bulunmadığını ekliyor.