Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) başkenti Lefkoşa'da gerçekleştirilen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenlerinde yaptığı konuşmada, Kıbrıs meselesine ilişkin Türkiye'nin kararlı duruşunu yineledi. Yılmaz, "Kıbrıs hiçbir zaman bir Rum adası olmayacaktır" ifadelerini kullanarak, Türkiye'nin yer almadığı, Kıbrıs Türk halkının haklarının ve Doğu Akdeniz'deki meşru çıkarlarının göz ardı edildiği hiçbir girişimin başarıya ulaşamayacağının altını çizdi.
Konuşmasında, Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesinde canlarını feda eden şehitleri, Mehmetçik ve mücahitleri rahmetle anan Yılmaz, gazilere şükranlarını sundu. Kıbrıs Barış Harekatı'nın icrasında rol oynayan dönemin Başbakanı merhum Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı merhum Necmettin Erbakan ve merhum Alparslan Türkeş'in yanı sıra, merhum Dr. Fazıl Küçük ve KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş'ı da saygıyla andı. Yılmaz, 20 Temmuz 1974'teki harekatın, Türkiye'nin 1960 Garanti Antlaşması'ndan doğan tarihi, hukuki ve insani sorumluluğunu yerine getirdiğini vurguladı.
Barış Harekatı'nın üzerinden geçen 52 yılın, Türkiye'nin müdahalesinin haklılığını ve garantörlüğünün Kıbrıs'ın huzuru açısından taşıdığı önemi açıkça ortaya koyduğunu belirten Yılmaz, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Ada'daki varlığının yarım asrı aşkın süredir barış ve istikrarı sağladığını ifade etti. Siyasi eşitlik temelinde kurulan ortaklık düzenini bozan ve iki halk arasına düşmanlık tohumları eken tarafın hiçbir zaman Kıbrıs Türkleri olmadığını dile getirdi.
Rum lobisinin Avrupa kurumlarını istismar ederek yürüttüğü dezenformasyon girişimlerini kınayan Yılmaz, Kıbrıs'ın bölgesel rekabetlerin merkezine çekilmesinin istikrarı tehlikeye atacağı uyarısında bulundu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Anavatan ve Garantör Türkiye'nin, Kıbrıs Türk halkının kendi devletinin çatısı altında özgür, onurlu ve güvenli biçimde yaşaması için KKTC'nin yanında olmaya devam edeceğini vurguladı.
Uzun yıllardır devam eden müzakerelerin, Rum tarafının yönetimi ve zenginlikleri paylaşmaya, Kıbrıs Türkünü eşit ortak olarak kabul etmeye yanaşmaması nedeniyle sonuçsuz kaldığını hatırlatan Yılmaz, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs Türkünü yok sayan kararları ve Rum tarafının Avrupa Birliği üyeliğine kabul edilmesinin çözümsüzlüğü beslediğini belirtti. Yılmaz, adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün yolunun, iki devletin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesinden geçtiğini sözlerine ekledi.