Amerika Birleşik Devletleri'nde demir akciğer cihazına bağlı olarak hayatını sürdüren son bilinen çocuk felci (polio) hastası Martha Lillard, 78 yaşında yaşamını yitirdi. Oklahoma'da 26 Haziran'da vefat eden Lillard, beş yaşındayken yakalandığı bu hastalık nedeniyle ömrünün büyük bir kısmını solunum desteği sağlayan bu özel cihazın içinde geçirdi. Lillard'ın ölümü, ABD'de demir akciğerle yaşamın bir sembolü haline gelmiş bir dönemin sonunu işaret ediyor.
Çocuk felci, özellikle 20. yüzyılın ortalarında dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen, sinir sistemini hedef alan ve felce yol açabilen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın ağır seyrettiği durumlarda, virüs solunum kaslarını kontrol eden sinirleri etkileyerek hastaların kendi başlarına nefes almasını imkansız hale getirebilirdi. İşte bu noktada, devrim niteliğindeki demir akciğer cihazı devreye giriyordu. Silindirik metal bir kapsül olan bu cihaz, dışarıdan uyguladığı basınç değişiklikleriyle hastanın akciğerlerinin genişleyip daralmasını sağlayarak yapay solunum işlevi görüyordu.
Martha Lillard'ın hikayesi, çocuk felcinin yıkıcı etkilerini ve tıbbın o dönemdeki sınırlı imkanlarını gözler önüne seren çarpıcı bir örnekti. Beş yaşında yakalandığı hastalık, onu hayatının sonuna kadar bu makineye bağımlı kıldı. Gündelik yaşamını büyük ölçüde demir akciğerin içinde sürdürmek zorunda kalan Lillard, bu zorlu koşullara rağmen hayata tutunmayı başarmış ve uzun yıllar boyunca bu cihazla yaşamıştı. Onun bu direnci, hastalığın getirdiği kısıtlamalara rağmen yaşam enerjisini koruyabilen birçok çocuk felci mağdurunun da sesi olmuştu.
Lillard'ın vefatı, ABD'de demir akciğer cihazına bağımlı olarak yaşayan son bilinen çocuk felci hastasının da aramızdan ayrılması anlamına geliyor. Bu durum, çocuk felci aşısının geliştirilmesi ve yaygınlaşmasıyla büyük ölçüde kontrol altına alınan bu hastalığın, geçmişte ne denli büyük bir tehdit olduğunu hatırlatırken, aynı zamanda bir dönemin de kapanışını simgeliyor. Onun yaşamı, hem hastalığın trajik sonuçlarını hem de insan ruhunun direncini gösteren önemli bir miras olarak kalacaktır. Modern tıp ve aşılamanın zaferini temsil eden bu gelişme, aynı zamanda geçmişin zorluklarını da anımsatıyor.