Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Haziran ayı enflasyon verileri ve bu veriler doğrultusunda belirlenen zam oranlarına yönelik sert eleştirilerde bulundu. Genç, ekonomik göstergelerin vatandaşın gerçek yaşam koşullarını yansıtmadığını ve özellikle emekli ile asgari ücretlilerin alım gücünün eridiğini ifade etti. Bu açıklamalar, kamuoyunda uzun süredir tartışılan enflasyon ve geçim sıkıntısı konularını yeniden gündeme taşıdı.
Milletvekili Genç, yaptığı açıklamada, en düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya yükseleceğini belirtirken, bu artışın mevcut hayat pahalılığı ve temel ihtiyaçlardaki yükseliş karşısında yetersiz kaldığını savundu. Kira artış tavanının yüzde 32,03 olarak belirlendiği bir ortamda, emeklilere yapılan zammın yüzde 17,76 ile sınırlı kalmasına dikkat çekti. Bu oranlar arasındaki belirgin farkın, emeklilerin alım gücünü olumsuz etkilediğini vurguladı. Ayrıca, asgari ücretlilere yönelik herhangi bir ara zammın yapılmamasını da eleştirilerinin odağına aldı ve çalışan kesimin de ciddi mağduriyetler yaşadığını belirtti.
Aşkın Genç, "Bu ülkenin emeklisi sadaka değil, insanca yaşamaya yetecek bir aylık istiyor. Emekçisi lütuf değil, alın terinin karşılığını istiyor" sözleriyle, vatandaşların temel beklentilerini ve hak taleplerini dile getirdi. Emeklilerin ve çalışanların geçim sıkıntısı çektiğini, açıklanan rakamların bu gerçeği örtbas edemeyeceğini ve halkın mutfağındaki yangının her geçen gün büyüdüğünü ifade etti.
CHP'li Genç, enflasyon rakamlarının manipüle edilebileceğini ancak mutfaktaki hayat pahalılığının gizlenemeyeceğini belirterek, "Enflasyon rakamlarla makyajlanabilir, mutfaktaki yangın makyajlanamaz" ifadelerini kullandı. Bu çarpıcı benzetmeyle, resmi veriler ile halkın yaşadığı ekonomik gerçeklik arasındaki derin uçuruma ve vatandaşın günlük yaşam mücadelesine işaret etti.
Genç'in açıklamaları, ekonomik politikaların ve enflasyonla mücadele yöntemlerinin toplumun farklı kesimleri üzerindeki etkilerini bir kez daha gündeme getirdi. Özellikle sabit gelirli kesimlerin alım gücünün korunması, adil bir gelir dağılımının sağlanması ve enflasyonun gerçekçi bir şekilde kontrol altına alınması gerektiği yönündeki çağrılar, siyasi arenada ve kamuoyunda yankı bulmaya devam ediyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde ekonomik tartışmaların ve sosyal taleplerin önemini koruyacağını gösteriyor.