Çin Halk Cumhuriyeti yönetimi, uluslararası alanda tartışmalara yol açan Etnik Birlik ve İlerlemeyi Teşvik Yasası'nı kararlılıkla savundu. Çin Ulusal Halk Kongresi'nin mart ayındaki yıllık genel kurul toplantısında kabul edilen bu yasa, 1 Temmuz itibarıyla yürürlüğe girdi.
Yeni düzenleme, etnik azınlıklara “Çin ulusu için ortak topluluk hissinin güçlendirilmesi” misyonunu yüklüyor. Bu kapsamda, etnik azınlıkların anaokulundan itibaren Mandarin Çincesi öğrenmesi zorunlu hale getirilirken, “vatansever bir eğitim sisteminin” önemi vurgulanıyor. Ayrıca, ülke içinde veya dışında Çin halkı arasında “etnik birliği zedeleyecek veya etnik temelli ayrışmalara yol açacak” her türlü eylemin yasaklanacağı belirtiliyor.
Nüfusun büyük çoğunluğunu Han Çinlilerinin oluşturduğu ülkede, Uygur Türkleri, Tibetliler ve Moğol halkları dahil olmak üzere resmi olarak tanınan 56 etnik grup bulunuyor. Yasanın yürürlüğe girmesi, insan hakları örgütlerinin yanı sıra Uygur ve Tibetli topluluklardan da sert tepkilerle karşılandı. Düzenlemeye karşı çıkanlar, yasanın etnik halkların geleneklerini korumak yerine onları tek bir Çin kimliği altında asimile etmeyi amaçladığını iddia ediyor.
Bu tepkilerin en çarpıcı örneklerinden biri, Tibetli aktivist Lobga Rangzen'in New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi önünde kendini ateşe vermesi oldu. 52 yaşındaki eylemci, protesto öncesi çektiği videoda Pekin'in politikalarının “Tibet halkını yok ettiğini” öne sürmüştü.
Çinli yetkililer ise eleştirilere yanıt verdi. Çin Adalet Bakan Yardımcısı Hu Weilie, Batı medyasının yasayı “çarpıtarak yorumladığını” ifade ederek, etnik halkların haklarını güvenceye alan düzenlemenin “meşru, yasal ve gerekli” olduğunu savundu. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun da ABD ve Avrupa Birliği'ni “kötü niyetli davranarak yasayı karalamaya çalışmakla” suçladı.
Çin Komünist Partisi'nin İngilizce yayın organı Global Times'ın başyazısında da Batı medyasındaki haberlerin “gerçeklerden kopuk, önyargılarla şekillenen görüşlere dayandığı ve tek taraflı olduğu” belirtildi. Pekin Üniversitesi'nden Profesör Ma Rong ise yasanın “Çin ulusunun temel ve genel çıkarlarını koruyan bir kanun” olduğunu ve “Anayasal hükümlerin uygulanması ile etnik meselelerin ele alınmasında temel nitelikte” olduğunu ifade etti.