Çin'de aylarca süren gözaltının ardından, kayıt dışı bir dini grubun lideri olan papaz Ezra Jin serbest bırakıldı ve ailesinin açıklamasına göre Amerika Birleşik Devletleri'ne ulaştı. Zion Kilisesi'nin kurucusu olan Jin'in serbest kalması, uluslararası insan hakları örgütlerinin ve dini özgürlük savunucularının yakından takip ettiği bir gelişmeydi.
Ezra Jin, Çin hükümeti tarafından tanınmayan ve "yeraltı kilisesi" olarak adlandırılan dini cemaatlerin önde gelen isimlerinden biriydi. Çin'de dini faaliyetler, ancak devlet onaylı kurumlar aracılığıyla yürütülebilmekte; bu kurumlara bağlı olmayan cemaatler ise genellikle baskı ve kısıtlamalarla karşı karşıya kalmaktadır. Jin'in gözaltı süreci de bu bağlamda değerlendirilmekteydi.
Jin'in ailesi, papazın Çin'deki gözaltı süresinin ardından ABD'ye vardığını teyit etti. Bu tür vakalar, Çin'in dini özgürlükler konusundaki siciline dair uluslararası endişeleri artırmakta ve Pekin yönetiminin dini gruplar üzerindeki kontrolünü sıkılaştırma politikalarının bir yansıması olarak görülmektedir.
Yeraltı kiliseleri, Çin'de on milyonlarca mensubu olduğu tahmin edilen ve devletin resmi dini kuruluşlarına kayıtlı olmayan Hristiyan cemaatlerini ifade eder. Bu cemaatler, ibadetlerini genellikle gizlice veya özel mülklerde gerçekleştirirler ve liderleri zaman zaman gözaltına alınma, tutuklanma veya taciz edilme riskiyle karşı karşıya kalır. Ezra Jin'in durumu da bu genel tablonun bir parçasıydı.
Jin'in serbest bırakılması ve ülkeyi terk etmesi, bazı gözlemciler tarafından uluslararası baskının bir sonucu olarak yorumlanırken, Çin hükümetinin bu konudaki resmi tutumu henüz açıklanmadı. Ancak bu gelişme, Çin'deki dini azınlıkların durumu hakkında süregelen tartışmaları yeniden alevlendirdi.