Çin'deki önemli yeraltı kiliselerinden biri olan Zion Kilisesi'nin kurucusu Ezra Jin Mingri, yaklaşık iki ay önce ABD Başkanı Donald Trump'ın Pekin ziyaretinde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yaptığı görüşmelerin ardından özgürlüğüne kavuştu. 57 yaşındaki din adamı, insan hakları savunucularının cumartesi günü yaptığı açıklamaya göre ABD'nin Los Angeles kentine ulaştı ve ailesiyle buluştu.
Jin'in ailesi, serbest bırakılmasının ani olduğunu belirterek Başkan Trump'a teşekkür etti. Aile, Şi Cinping'in doğrudan müdahalesi olmasaydı bu durumun mümkün olamayacağını ifade etti. Trump, Çin ziyaretinden dönerken hem Jin hem de Hong Konglu aktivist Jimmy Lai'nin serbest bırakılması için Şi Cinping ile konuştuğunu açıklamış, Jin'in salıverilmesi yönünde sinyal aldığını ancak Lai'nin durumunun daha zor olduğunu belirtmişti.
Ezra Jin Mingri, Ekim ayında Zion Kilisesi'nin diğer 17 lideriyle birlikte gözaltına alınmıştı. O dönemde Batı medyasında yer alan haberler, bu operasyonun Çin'deki tek bir kiliseyi hedef alan en kapsamlı eylemlerden biri olduğunu ve Pekin'in dini özgürlükleri daha fazla kısıtlama eğilimini yansıtabileceğini öne sürmüştü.
Zion Kilisesi, Çin'de resmi makamlara kayıtlı olmayan en büyük yeraltı kiliselerinden biri olarak biliniyor. "Ev kilisesi" olarak da adlandırılan bu kuruluşlar, yalnızca devlet tarafından kayıt altına alınmış dini yapılarda ibadet edilmesini zorunlu kılan düzenlemelere karşı çıkıyor. Resmi ideolojisi ateizm olan Çin Komünist Partisi, bu tür dini örgütleri kendi iktidarına yönelik bir tehdit olarak görüyor ve Şi Cinping döneminde dinin "Çinlileştirilmesi" politikası kapsamında partiye bağlılık talep ediyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü'nden Maya Wang, Jin'in serbest kalmasının ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Zion Kilisesi'nin en az sekiz üyesinin hala Çin'de tutuklu olduğunu ve onların da serbest bırakılması gerektiğini vurguladı. Jin'in ABD'de yaşayan kızı Grace Jin Drexel, Kasım ayında ABD Kongresi'nde düzenlenen bir komite oturumunda, babasının kiliseyi Tanrı'nın tek lider olduğu bir ortamda özgürce ibadet etmek için kurduğunu ifade etmişti. Jin, 2018'de kilisesinin hedef alınmasının ardından ailesini ABD'ye götürmüş, ancak riskleri göze alarak kendisi Çin'e geri dönmüştü.