İşçi sendikaları konfederasyonu DİSK, Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi dolayısıyla şehirde alınan güvenlik önlemleri ve uygulanan yasaklara sert tepki gösterdi. Konfederasyon, bu tür uluslararası etkinlikler bahane edilerek getirilen kısıtlamaların, halkın temel hak ve özgürlüklerini ihlal ettiğini savundu ve kamuoyunun dikkatini bu duruma çekti.
DİSK tarafından yapılan açıklamada, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin önceliklerin yanlış belirlendiği vurgulandı. Sendika temsilcileri, ülkenin ve halkın refahı için ayrılması gereken bütçelerin, silahlanmaya ve askeri harcamalara değil, doğrudan vatandaşların yaşam kalitesini artıracak alanlara aktarılması gerektiğini ifade etti. Bu tutum, DİSK'in uzun süredir savunduğu sosyal adalet ve eşitlik ilkeleriyle de örtüşüyor.
Özellikle eğitim ve sağlık gibi temel kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi ve yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çeken DİSK, bu alanlardaki yetersizliklerin giderilmesi için kaynakların seferber edilmesi çağrısında bulundu. Konfederasyon, silahlanma yarışının ve askeri harcamaların, toplumun gerçek ihtiyaçlarından uzaklaştığını ve kaynak israfına yol açarak sosyal refahı olumsuz etkilediğini belirtti.
NATO Zirvesi gibi uluslararası toplantıların getirdiği yoğun güvenlik maliyetlerinin ve şehir hayatına etkilerinin de eleştirildiği açıklamada, sendikal hakların ve toplanma özgürlüğünün kısıtlanmasının kabul edilemez olduğu ifade edildi. DİSK, demokratik bir toplumda bu tür yasakların değil, katılımcı ve şeffaf yönetim anlayışının esas olması gerektiğini, vatandaşların sesini duyurma hakkının korunması gerektiğini savundu.
Bu tepki, Türkiye'deki işçi hareketinin sadece çalışma koşullarıyla sınırlı kalmayıp, ülkenin genel politikaları ve kamu harcamaları üzerindeki duruşunu da yansıtan önemli bir gösterge olarak değerlendirildi. DİSK, halkın çıkarlarını savunma misyonu çerçevesinde, ulusal bütçenin sosyal devlet ilkelerine uygun bir şekilde, halkın temel ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde kullanılmasını talep etti. Konfederasyon, bu tür zirvelerin getirdiği uluslararası prestijin, vatandaşların günlük yaşamındaki iyileşmelerden daha öncelikli olmaması gerektiğini de ekledi.