Son altı yıldır, toplumun farklı kesimlerinden, hem ünlüler hem de sıradan vatandaşlar arasında doğayla iç içe bir yaşama yönelme eğilimi belirginleşti. Bu yaşam tarzı değişikliği, bireylerin kişisel tercihleri ve önceliklerinin bir yansıması olarak öne çıkıyor.
Bu dönüşümün temel nedenleri arasında, bireylerin ruh sağlıklarını koruma arzusu ilk sıralarda yer alıyor. Doğanın sakin ve huzurlu ortamının, zihinsel iyilik haline katkı sağladığı düşünülüyor.
Bir diğer önemli motivasyon kaynağı ise çocuklarını daha doğal bir çevrede büyütme isteği. Aileler, çocuklarının şehir yaşamının kısıtlamalarından uzakta, doğayla daha fazla temas halinde yetişmesini hedefliyor.
