Eskişehir'in simgelerinden biri olan ve dünya genelinde sadece bu şehirde çıkarılan lületaşı, "beyaz altın" lakabıyla anılan değerli bir maden olarak öne çıkıyor. Ancak, bu eşsiz doğal kaynak ve onunla şekillenen geleneksel el sanatı, son yıllarda ciddi bir tehditle karşı karşıya. Lületaşı işlemeciliğinde yeni ustaların yetişmemesi ve genç nesillerin bu mesleğe ilgi göstermemesi, lületaşının geleceğini belirsizliğe sürüklüyor.
Lületaşı, kolay işlenebilir yapısı ve hafifliği sayesinde özellikle pipo yapımında, süs eşyalarında ve takılarda yüzyıllardır kullanılıyor. Özellikle nemi emme ve rengini değiştirme özelliği, onu koleksiyoncular ve sanatseverler için cazip kılıyor. Eskişehir ekonomisi ve kültürü için önemli bir değer taşıyan bu maden, bir zamanlar şehrin önemli gelir kaynaklarından biriydi ve birçok aileye geçim sağlıyordu.
Ancak, günümüzde lületaşı atölyelerinin sayısı giderek azalmakta, mevcut ustalar ise yaşlanmaktadır. Yeni nesillerin modern mesleklere yönelmesi ve lületaşı işlemeciliğinin gerektirdiği sabır ve el becerisine olan ilginin düşmesi, bu sanatın aktarımını zorlaştırmaktadır. Bu durum, sadece bir madenin değil, aynı zamanda köklü bir kültürel mirasın da kaybolma riskini beraberinde getiriyor.
Lületaşının yok olması, Eskişehir'in kültürel kimliğinde önemli bir boşluk yaratmanın yanı sıra, bölgenin turizm potansiyelini ve ekonomik çeşitliliğini de olumsuz etkileyecektir. Geleneksel el sanatlarının korunması ve gelecek nesillere aktarılması, kültürel zenginliğin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır.
Uzmanlar, lületaşı sanatının yeniden canlandırılması için mesleki eğitim programlarının desteklenmesi, gençlere yönelik teşviklerin artırılması ve bu eşsiz madenin tanıtımına yönelik çalışmalar yapılması gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde, Eskişehir'in "beyaz altını" olarak bilinen lületaşı, sadece tarih kitaplarında yer alan bir anı olarak kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.