Amerika Birleşik Devletleri'nin Lübnan cephesinde gerilimi düşürmeye yönelik bir anlaşma duyurmasının hemen ardından, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'dan gelen tehditkar açıklamalar bölgedeki tansiyonu yeniden yükseltti. Katz'ın sözleri, Beyrut-Tel Aviv çerçeve anlaşmasının kuzey cephesindeki gerilimi azaltmasını bekleyen İsrail kamuoyunda ciddi kaygılara yol açtı.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile birlikte Katz, İran'ın İsrail'e yönelik bir saldırısının her an gerçekleşebileceğine dair güvenlik değerlendirmeleri olduğunu öne sürdü. Bu kritik değerlendirmeler üzerine Binyamin Netanyahu hükümeti acil bir toplantı düzenledi. Toplantı sonucunda, çeşitli bölgelerde savaş kaynaklı olağanüstü halin bir buçuk ay daha uzatılması da dahil olmak üzere bir dizi karar alındı. Katz, kameralardan uzak bir şekilde, "Yarın İran'la savaşta olabiliriz. İsrail'e füze fırlatırlarsa güçlü biçimde karşılık vereceğiz" mesajını verdi ve İran'ın İsrail'e ateş açmasını kabul etmeyeceklerini, bu durumu ABD'ye de açıkça ilettiklerini belirtti.
Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump'ın bölgede barışı sağlamaya yönelik çabalarını engellediği şeklinde yorumlanıyor. Özellikle "Dahiye karşılığında kuzey kasabaları" denkleminin yeniden tehdit olarak gündeme gelmesi, İsrail içindeki çeşitli kesimlerde rahatsızlık yarattı. Hatta iktidardaki Likud Partisi içinde bile Netanyahu'nun bu politikalarına karşı çıkan sesler yükselmeye başladı. Ancak kamuoyu araştırmaları, Netanyahu'nun Lübnan'a yönelik tehditlerinin ardından Likud Partisi'ne desteğin arttığını gösteriyor.
Katz, İsrail'in "bataklığa" gitmediğini ve herhangi bir sorunun bedelini karşı tarafın ödeyeceğini vurguladı. Ayrıca, ABD Ordusu Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) General Brad Cooper ile yaptığı görüşmede, İsrail'in Lübnan'daki güvenlik kuşağından, Suriye'den ya da Gazze'den çekilmeyi düşünmediğini açıkça ifade etti.
Pek çok gözlemci, Lübnan'daki gerilimin tırmandığını ve durumun 7 Ekim 2023 öncesine dönmesinin artık mümkün olmadığını belirtiyor. İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde konuşlu askerlerine, güvenliklerine tehdit olarak gördükleri herkese derhal ateş açma yetkisi veren yeni talimatlar vermesi bu değerlendirmeyi destekliyor. İsrail askeri komuta kademesinin "hayır" listesi de bu kararlılığı ortaya koyuyor: Hizbullah zayıflatılmadan güvenlik kuşağından çekilmeye, Lübnan ordusu anlaşmayı uygulamadan ikinci aşamaya geçmeye, güney sakinlerinin dönüşüne, asker sayısını azaltmaya ve elverişli koşullar oluşmadan deneme bölgelerinden çekilmeye "hayır" deniyor.
Yedek Albay Oren Salmon gibi askeri uzmanlar, küçük ihlallere bile geniş çaplı ve ağır bedeller ödeten bir karşılık verilmesini tavsiye ediyor. Salmon, Litani Nehri'nin İsrail'in hattı olarak ilan edilmesi ve Lübnan hükümetinin anlaşma ihlallerinden sorumlu tutulması gerektiğini savundu. Eski hava savunma komutanı Yedek Tuğgeneral Ilan Biton ise çözümün sadece Hizbullah ile sınırlı olmadığını, İsrail'in operasyonlarını sürdürürken Lübnan devleti üzerindeki baskısını artırması gerektiğini belirtti. Biton'a göre, Lübnan anlaşmayı imzaladığı için uygulamakla yükümlü ve Hizbullah'ın silahsızlandırılması düşük bir ihtimal olduğundan, baskı devlet üzerinde olmalı.