Küresel jeopolitik ve ekonomik dönüşümlerin hız kazandığı bir dönemde, tedarik zincirleri ve ticaret koridorları, ülkelerin ulusal stratejilerinin temelini oluşturmaya başladı. Özellikle 2024-2026 yılları arasında Babü'l Mendeb Boğazı ve Kızıldeniz'deki güvenlik endişeleri nedeniyle Süveyş Kanalı'ndan geçen deniz trafiğinde yüzde 40 ila 50 oranında bir azalma yaşanması, alternatif güzergah arayışlarını hızlandırdı.
Bu jeo-ekonomik perspektiften bakıldığında, tarihi Hicaz Demiryolu, artık sadece nostaljik bir miras olmaktan çıkarak, Arap Körfezi limanlarını Avrupa'nın kalbine entegre bir ağ üzerinden bağlayacak kıtalararası bir kara lojistik koridoru olarak stratejik düşüncenin ön saflarına yerleşti. Mevcut fizibilite çalışmaları ve lojistik planlar, Umman Sultanlığı'ndan başlayıp Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye üzerinden Avrupa'ya doğrudan demiryolu bağlantısı bulunan Türkiye'ye ulaşacak entegre bir güzergah boyunca bu hattı canlandırmayı ve geliştirmeyi amaçlıyor.
Modern projede, 1908'de Şam ile Medine'yi bağlayan 1308 kilometrelik dar hatlı orijinal demiryolundan farklı olarak, 1435 milimetrelik küresel standart hat genişliği kullanılacak. Bu teknolojik dönüşüm, projenin Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ortak demiryolu ağını entegre etme hedefini destekliyor. Yaklaşık 2177 kilometre uzunluğundaki bu ortak ağın, Arap Maşrık bölgesi ve Güney Avrupa'daki kara ulaşım sistemleriyle birleştirilmesi planlanıyor.
Umman Sultanlığı'nın “Vizyon 2040” lojistik stratejileri kapsamında Duqm ve Sohar limanları gibi başlangıç noktaları geliştiriliyor. Bu kapsamda, Sohar Limanı'nı BAE'nin ulusal ağına bağlayacak 303 kilometrelik bir demiryolu hattının inşası için yaklaşık 3 milyar dolarlık yatırımla “Hafeet Rail” Şirketi kuruldu. Suudi Arabistan da “Vizyon 2030” hedefleri doğrultusunda ulaşım ve lojistik sektörünü önceliklendiriyor ve Riyad'dan Ürdün sınırına uzanan 1242 kilometrelik Kuzey Tren Hattı gibi gelişmiş bir altyapıya sahip.
Suudi Arabistan'ın 7 ila 10 milyar dolar maliyetli “Kara Köprüsü” projesi, ülkenin doğusunu ve batısını demiryoluyla bağlayarak Dammam'dan Cidde'ye uzanacak. Bu kara köprüsünün modernize edilmiş Hicaz Demiryolu ile kesişmesi, Hint Okyanusu ve Arap Körfezi'nden Avrupa'ya mal taşımacılığını kritik deniz koridorlarından geçmeden mümkün kılacak eşsiz bir lojistik merkez oluşturacak. Bu sayede, normalde Ümit Burnu üzerinden 22 gün veya Süveyş Kanalı üzerinden 14 gün süren lojistik yolculuk süresi, birleşik kara ağı üzerinden sadece beş ila yedi güne inebilecek.
Ancak, projenin planlamadan fiili uygulamaya geçişi, demiryolunun Ürdün ve Suriye topraklarına ulaştığı noktada önemli zorluklarla karşılaşıyor. Ürdün, güneydeki Akabe Limanı'nı başkent Amman'a ve ardından Suudi Arabistan ile Suriye sınırlarına bağlamayı hedefleyen 900 kilometrelik ulusal demiryolu ağı projesi için yaklaşık 2,5 ila 3 milyar dolarlık finansman engeliyle karşı karşıya.