Washington'ın iki gün önce Doha'da Tahran'a ilettiği diplomatik mesajda, İran'ın daha geniş bir çerçevede düşünmesi ve yaptırımların kaldırılmasına odaklanması gerektiği vurgulandı. ABD'li yetkililer, kapsamlı bir anlaşma kapsamında yaptırımların kaldırılmasının, Hürmüz Boğazı'ndan gemilerden geçiş ücreti talep etmekten çok daha fazla ekonomik fayda sağlayacağını ifade etti.
Bu mesaj, İran ile ABD arasında Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasından bu yana Hürmüz Boğazı'nda tırmanan gerilimlerin ortasında geldi. Söz konusu Mutabakat Zaptı'nın, gerilimi azaltma ve çatışmayı çözme konusunda beklenen etkiyi yaratmadığı gözlemleniyor. Bu durum, bazı çevrelerde İran ve ABD arasındaki müzakerelerin başarısız olma ihtimalini gündeme getirdi.
İran iç siyasetinde de Washington ile müzakerelere yönelik itirazlar ve gerilimler yaşandığı belirtiliyor. İran Dini Lideri'nin dahi, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'dan halkın haklarını ve ulusal çıkarları koruma güvencesi aldıktan sonra Mutabakat Zaptı'nı kabul ettiğini açıklaması dikkat çekti. Baş müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf ise, "Benimle yaşadığınız siyasi anlaşmazlıkları Mutabakat Zaptı'nı hedef alarak çözmeye çalışmayın" diyerek anlaşmanın İran'a sağladığı kazanımları sıraladı.
Analistler, bu tür açıklamaların İran'ın karar alma mekanizmalarındaki iç bölünmeleri yansıttığına inansa da, daha olası senaryo, Tahran'ın müzakerelerin devamını engelleyebilecek iç baskılar olduğu izlenimi yaratmak istemesidir. Bu taktikle Washington'ı, petrol ve petrokimya sektörlerine yönelik yaptırımların kaldırılması, Hürmüz Boğazı'ndaki yeni yönetimin tanınması ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması gibi acil taleplerini karşılamaya hızlandırmayı amaçladığı düşünülüyor.
Kalibaf'ın 40 milyon varil petrolün yüzde 20 daha yüksek fiyattan satıldığına dair açıklamaları da bu stratejinin bir parçası olarak yorumlanıyor. Bu açıklamalarla hem iç kamuoyuna kazanımlar pazarlanıyor hem de ABD'ye müzakere ekibinin baskı altında olduğu ve İran'ın şartlarının tamamlanmasının engellenmemesi gerektiği mesajı veriliyor. Dini Lider'in tutumu da, müzakerelerin başarısız olması durumunda sorumluluktan kaçınmak amacıyla hem içe hem de dışa yönelik bir mesaj olarak değerlendiriliyor.