ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden gerilimde, son dönemdeki müzakerelerin odak noktasının nükleer faaliyetler veya füze programları olmadığı ortaya çıktı. İki ülke arasındaki temel anlaşmazlık, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki statüsü ve kontrolü üzerinde yoğunlaşıyor. Bu durum, tarafların bir mutabakat zaptı imzalamasına rağmen, boğazdaki geçişler ve yönetim konularında uzlaşmazlıkların sürdüğünü gösteriyor.
İran, geçmişteki çatışmalar sırasında Hürmüz Boğazı'nın kontrolünün nükleer silahlardan daha etkili bir koz olduğunu keşfettiğini ve bu kartı bugüne dek başarıyla kullandığını savunuyor. Pakistan'ın arabuluculuğuyla yürütülen uzun görüşmeler sonucunda bir mutabakat zaptı üzerinde anlaşma sağlanmış olsa da, belgenin içeriğinin yorumlanması konusunda farklılıklar yaşanıyor. Bu farklılıklar zaman zaman karşılıklı sınırlı saldırılarla kendini gösteriyor.
Mutabakat zaptı kapsamında İran, 60 günlük ateşkes süresince Hürmüz'den geçişlerin ücretsiz olmasını kabul etmiş, ancak bu sürenin sonunda durumun değişebileceğini belirtmişti. Asıl sorun, boğazdaki deniz rotalarının belirlenmesinde yatıyor. İran, savaş öncesinde olduğu gibi kendi kıyılarına yakın kuzey rotasının kullanılmasını talep ederken, ABD ise Umman kıyılarına yakın güney rotasını dayatıyor. Tahran, güney rotasının benimsenmesi halinde Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini kaybedeceğini düşünerek bu talebe şiddetle karşı çıkıyor.
ABD'nin Körfez'deki müttefiklerine verdiği sözler nedeniyle boğazın İran kontrolünde olmasını istememesi, bu anlaşmazlığın temelini oluşturuyor. Ancak ABD'nin önünde, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) gibi uluslararası bir engel bulunuyor. Sözleşmenin 41. maddesi, boğaza kıyısı olan devletlere deniz yollarını belirleme ve deniz trafiğini düzenleme yetkisi veriyor. Bu madde, İran'ın pozisyonunu güçlendirirken, ABD için bir kısıtlama teşkil ediyor.
Bu nedenle ABD, Hürmüz'ün diğer kıyı devleti olan Umman'ı soruna dahil etmeye çalışıyor. İran ile Umman arasında bu konuda görüşmeler sürse de, Umman mevcut iyi ilişkilerini ve savaş sonrası dönemi göz önünde bulundurarak İran ile ters düşmek istemiyor. Hatta Umman, geçiş ücretinin kendi payına düşen kısmından feragat ederek gerilimi azaltmayı ve çözüm sürecine katkı sağlamayı planlıyor. Mutabakat zaptındaki "İran, 60 gün boyunca boğazdan ticari gemilerin güvenli geçişi için elinden gelenin en iyisini yapacağı düzenlemeler gerçekleştirecektir" gibi belirsiz ifadeler, tarafların kendi lehlerine yorum yapmasına olanak tanıyor ve İran'ın boğaz üzerindeki etkin rolünü pekiştiriyor.