İstanbul'un hareketli semt pazarları, son dönemde yaşanan ekonomik gelişmelerin ve yüksek enflasyonun en somut yansımalarından biri haline geldi. Özellikle meyve ve sebze reyonlarında gözlemlenen fiyat artışları, günlük alışveriş yapan vatandaşları derinden etkiliyor. Emekliler ve asgari ücretle geçinen işçiler, çarşı ve pazar gezintilerinden çoğu zaman elleri boş dönmek zorunda kalıyor.
Pazarcı esnafı, artan maliyetler karşısında çaresiz olduklarını dile getiriyor. Üretimden nakliyeye, enerji giderlerinden işçilik maliyetlerine kadar her kalemde yaşanan yükselişler, ürünlerin tezgaha gelmeden fiyatının katlanmasına neden oluyor. Bu durum, esnafı da zor durumda bırakıyor; çünkü fiyatları artırmak zorunda kalmaları, müşteri kaybetmelerine yol açıyor.
Tüketiciler cephesinde ise tablo daha da vahim. Maaş zammı ve enflasyon farkı beklentisi içindeki emekli ve işçiler, temel gıda maddelerine ulaşmakta güçlük çekiyor. Eskiden kilolarca alınan ürünler, artık yarım kilo veya adet bazında satın alınabiliyor. Bu durum, aile bütçelerinde ciddi daralmalara ve beslenme alışkanlıklarında değişikliklere neden oluyor.
Vatandaşlar, özellikle taze meyve ve sebzenin sağlıklı beslenmenin temelini oluşturduğunu ancak mevcut fiyatlarla bu ürünlere erişimin lüks haline geldiğini ifade ediyor. Pazarlardaki bu genel tablo, Türkiye genelindeki yüksek enflasyonun ve yaşam maliyetlerindeki artışın hane halkları üzerindeki baskısını açıkça gözler önüne seriyor.
Ekonomistler ve vatandaşlar, beklenen maaş zamlarının ve enflasyon farklarının bu alım gücü kaybını ne ölçüde telafi edeceğini merakla bekliyor. Ancak mevcut durumda, semt pazarları, birçok kesim için sadece vitrin görevi görüyor ve temel ihtiyaçları karşılamak giderek zorlaşıyor.