Yemen'deki sağlık kuruluşları, son dönemde artan hasta yoğunluğuyla mücadele ediyor. Bu artışın temelinde, meslekten men edilmiş bir doktorun diyabet hastalarına insülin tedavilerini bırakmaları yönündeki tehlikeli tavsiyeleriyle yayılan yeni bir diyet akımı yatıyor. Söz konusu diyetin popülerleşmesiyle birlikte, insülin kullanımını bırakan diyabet hastalarında sağlık sorunları ciddi boyutlara ulaştı ve hastanelerin iş yükünü önemli ölçüde artırdı.
Mesleki yetkileri elinden alınmış olan bu doktorun, diyabet hastalarını insülinin zararlı olduğuna ve belirli bir diyetle hastalığın tamamen kontrol altına alınabileceğine ikna etmeye çalıştığı belirtiliyor. Bu tür iddiaların bilimsel hiçbir dayanağı bulunmazken, hastaların hayati önem taşıyan tedavilerini aksatmasına neden olduğu gözlemleniyor. Diyabet, kan şekerinin düzenlenememesi sonucu ortaya çıkan ve doğru tedavi edilmediğinde ciddi komplikasyonlara yol açan kronik bir hastalıktır.
Hastanelerden gelen raporlar, özellikle Tip 1 diyabet gibi insülin bağımlısı hastaların durumlarının kötüleşerek acil servislere başvurduğunu gösteriyor. Kan şekeri seviyelerindeki kontrolsüz yükselişler, diyabetik ketoasidoz gibi yaşamı tehdit eden akut komplikasyonlara yol açarak sağlık çalışanlarının iş yükünü önemli ölçüde artırıyor. Bu durum, zaten savaş ve yoksulluk nedeniyle kaynak sıkıntısı çeken Yemen sağlık sistemini daha da zorluyor.
Yemen gibi zaten kırılgan bir sağlık altyapısına sahip bir ülkede, bu tür yanlış bilgilere dayalı akımların yayılması, halk sağlığı için büyük bir tehdit oluşturuyor. Uzmanlar, diyabetin kronik bir hastalık olduğunu ve tedavisinin mutlaka doktor kontrolünde, bilimsel yöntemlerle yapılması gerektiğini vurguluyor. İnsülin tedavisinin kesilmesinin, kalıcı organ hasarlarından komaya ve ölüme kadar varabilen ciddi sonuçları olabileceği belirtiliyor.
Sağlık otoriteleri, halkı bu tür asılsız iddialara karşı dikkatli olmaya ve diyabet tedavileri konusunda yalnızca yetkili sağlık profesyonellerinin tavsiyelerine uymaya çağırıyor. Yanlış diyet ve tedavi yöntemlerinin, hastaların yaşam kalitesini düşürmekle kalmayıp, hayati tehlike yaratabileceği konusunda uyarılar yapılıyor. Bu tür yanıltıcı bilgilerle mücadele etmek, özellikle bilgiye erişimin kısıtlı olduğu bölgelerde halk sağlığının korunması açısından kritik önem taşıyor.